7/11/2009 ·
Birbirine uzak iki şehir... Biri taş binalarla çevrilmiş, sokaklarında asık yüzlü insanların dolaştığı, kuru ayazların kol gezdiği bir şehir... Diğeri deniz kokusu iliklerine kadar sinen... Bu birbirinden çok farklı iki ayrı şehirde, birbirine çok benzeyen iki insan... Birbirlerinden habersizken, aynı gecede aynı yıldızlara bakıp aynı dileği tutuyorlar belki bir gün... Sonrasına siz masal deyin, ben hikaye... ya da bir düş... Dedim ya hikayede en çok ümit var diye; bir ümitle başlıyor işte her şey... Aşka en çok bahar yakışır değil mi? Oysa bir kış mevsiminde başlıyor bu düşsel aşk. Dışarıda kış, yüreklerde bahar... Kırlar yerine, yüreklerde açıyor papatyalar... Dışarısı soğukmuş, buz gibiymiş, ne gam? Yüreklerde güneş... Kadın taş binalı, kuru ayazlı şehirde yaşıyor. Sahteliklerden, yalanlardan bıkmışlığıyla bir uçurumun kenarındayken, bir ümit tutuyor elinden... Yani deniz kokan kentten gelen adam! Onun ne işi vardı o uçurumun başında diye soracaksınız şimdi? O da aynı sebeple oradaydı. Belki adam çevresindeki tüm sahteliklerin ve yalan sevdaların içinde adamlığından utanmıştı da , onu uçurumdan atıp rahatlamak istiyordu. Yüreğini de fırlatıp atacaktı; böylece kimse acıtamayacaktı onu bir daha... Ama karşılaşmayı hiç beklemediği o yer de kadınla karşılaşmıştı işte... Adam ve kadın elele verip vazgeçtiler yüreklerini atmaktan... Ne de olsa bir ümit vardı içlerinde hala... Aslında onların yürekleri elele tutuştu... O ikisi birbirlerinin gözüne kaşına değil, boyuna posuna değil, yüreklerine aşık oldular... Ve ilk sözleri “Yüreğine aşığım” oldu aşka ilk adımı atarken. En çok kelimeler yardım etti onlara, birbirlerinin yüreğine dokunmaları için. Bir gece vaktinde kadın adamı düşünürken güncesine şöyle yazdı:
“ Aşk nasıl akar bir yürekten diğer bir yüreğe? Belki bir şarkıyla, belki bir şiirle gelir. Belki de bir yıldız olarak düşer avucunuza, dilek tuttuğunuz bir gecede... Uzak bir kentte bir yürek şiirler yazar adınıza... Her dizede onu bulursunuz, her dizede kendinizi... 160 karaktere sığdırmaya çalışırsınız içinizden taşan her duyguyu... Sığdıramazsınız... Sonra beceremeseniz de şiir yazmayı onun kadar güzel, bir şiir dökülür kaleminizden...
Sesini hiç duymadığım, Hiç dokunmadığım ellerine, Bir şaire vurgunum şimdi. Ben hiç oldum, o herşey! Yaşadığı kentte, Bir gece olsun uyumadım, Gezmedim sokaklarında, Duymadım o kentin gürültüsünü Ve koklamadım denizinin kokusunu... Ben onun avucundaki yıldız oldum, O benim içimde ümit.. İşte bu yüzden; Aşkın adı ümittir artık, ümidin adı aşk! ”
Adamsa bir hikaye yazdı ve anlattı bir aşkın başlangıcını... Sordu: “ Bir ümit üzerine aşk yazılabilir mi? ” diye. Kimi onaylayarak ümit üzerine aşk yazılır dedi, kimi vazgeç dedi aşkın aleviyle kırmızıya dönmekten... Bir başkası bu hikayenin sonu sadece hüsran diyerek ümitleri kırdı ve bir dost destek verdi, kadın ve adamın mutluluğuna katılarak... Sonu ne olur? Ne kadın biliyor, ne adam, ne de diğerleri... Tek bilen var sonunun ne olacağını, gözle görülmeyen varlığı en derinde hissedilen tek bilen... Şimdi iki ayrı kentte, birbirlerinin yaralarını kelimelerle sarmaya çalışan, iki yaralı yürek avuç içlerinde bir yıldız tutarak, birbirlerini düşünüyorlar. Ağlamanın ne kadar güzel olduğunu keşfediyorlar yeniden... Büyük bir mutlulukla yaşarken aşkı, hatta mutluluğu içlerine daha fazla çakmak için uykularını feda ederken hep ‘bir ümit’ içlerinde... Ve bir taraftan kaygılanıyorlar, korkuyorlar gün gelir bu büyü bozulur diye...Kelimelere, şiirlere, şarkılara sığınıyorlar birbirlerini daha çok hissetmek için... Sonuç olarak düşsel bir aşka ‘merhaba’ diyen iki ayrı yürek, tek yürek olup açtılar kapılarını mutluluğa... Ve göze aldılar ne zaman geleceği meçhul olan hüznü... Yani bir ümidin üstüne aşk yazıldı, ve daha bitmedi hikaye... İçinizden geliyorsa devam edin hadi yazmaya ve bir isim daha verin aşka... Aşkın adı ümittir artık, ümidin adı aşk...
Alinti. |
| |
6/11/2009 ·
Ağlamaklı bir hal var üzerimde, nedendir bilmiyorum.. Bedenim çok ağır geliyor ruhuma, taşımak onun için çok güç olsa gerek. Siyahın matemi beyazın neşesini silmiş, karanlık aydınlığa hükmetmiş bu akşam.. Yenilginin verdiği üzüntü mü beni bu hale düşüren yoksa mağlubiyete alışkın olmamam mı? Ölüme doğru attığım her adım, beni geriye bakmak zorunda bırakan anılarım, görmem gereken cezalarım.. Yalnızlık yine hakim her zaman ki gibi.. Tehlikeli oyunlara atıyorlar, üzerime silinmez acı izler bırakıyorlar, dayanamıyorum, kadere küfretmek zorunda bırakılıyormuşcasına
Keşke, keşke ve keşke ilk aşk diye bir kavram olmasa, doğru kişiyle olabilsek tam zamanında.. Hiç ayrılmayacakmışcasına.........
Sevgi el tutmak mıdır sence? Yoksa dudaklardaki sıcaklığı tatmak yeterli midir aşkı yaşamak için? Hoşlantı sadece bir söze mi bakar yoksa resimdeki silüet midir kalbi çarptıran?
alinti.
13/10/2009 ·
Elimle itiyorum
Gelmeyin artık üstüme
Gidin başımdan
Bırakın dünyamda beni
Yalnızlık sen ne güzel şeysin diyorum bazen
İstemiyorum bazen
İnsanları, hayvanları,çiçekleri
Yeter artık!
Üff bilemiyorum
Yalnızlık sen ne güzel şeysin diyorum bazen
İçime işlemesin hiç bir şey
Yürümek istiyorum
Yere bakarak,ağlayarak
Siz kimsiniz
Yalnızlık sen ne güzel şeysin diyorum bazen
Başım çatlıyor yine
Gece olunca uyuyamıyorum
Düşünceler sinsi şeyler gibi
Rahatsız ediyor beni
Yalnızlık sen ne güzel şeysin diyorum bazen
Fikirlerim düşüncelerim aklımda dolanıyor
Duvardan duvara çarpıyor beni
Sonra çakışıyorlar kırık sesleri ve
Başım ağrıyor
Yalnızlık sen ne güzel şeysin diyorum bazen
Ben hiç sevmedim bu dünyayı
Hep ağlayasım geliyor
Dalamadım dünya içine dalsam da
Pişmanlıklar çökertti ömrümü çaldı
Yalnızlık sen ne güzel şeysin diyorum bazen
Ömrümü yoluna paspas etsem
Davanda parça parça edilsem
Sana takılıp vallahi sana takılıp
Koşa koşa tıkanıp kalsam bir köşede ölsem
Yalnızlık sen ne güzel şeysin diyorum bazen
Alinti.
13/10/2009 ·
''Ya biz, binde bir karşımıza çıkan
dostluk,arkadaşlık,sevgililik fırsatlarını ne
yapıyoruz? Akşamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi
yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omuzumuza
dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir
omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara
dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
tanıyabiliyor muyuz onu? Değerini
biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor
muyuz?
Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi
hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir
başkasına ,bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan
geçip gidiyor mu?
Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına
sürerken birgün geri dönüp onu deliler gibi
arayacağımızı hiç hesaba katmıyor muyuz? Hayat her
zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez
zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk
zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız
arkadaşlıkların, eskimeden yıprattığımız
dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin
hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün.
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar
olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için
parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir
hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye
kitlenir.
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi
hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri
yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları ''BİRGÜN''
geçmişte kalmıştır; oysa, hani şu karşıdan karşıya
geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omuzunuzun
üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
''Nasıl olsa ileride birgün tekrar karşıma çıkar ''
dediğinizdir.
Oysa tam da o gün bu zalim şehri terketmiştir O, boş
yere bu sokaklarda aranırsınız...
Murathan Mungan.
5/10/2009 ·
Şimdi sen yanımda olmalıydın. Olmazsa olmazımsın yaa.. Gün sönük kalıyor yoksun ya yanımdaaa...kuşlar hüzün şarkıları söylüyor, hazan yaprakları gibi sessizliğe bürünüyor Yüreğim...Yoksun yoksun işteeee..
Yüreğimdesin, ordasın... bunu inkar etmek senin sevgini inkar etmek olur...
ama güne seninle başlamak, sana dokunmak, seni hissetmek bedenimde...
İşte Eksik olan bu
Yasaksınnn...
İmkansızsın...
Gizli sevdamsınnn...
Biliyormusun sevgili.. hep derler yaaa.. gözden uzak olan gönülden de uzak olur..Sanki bunu inkar edercesine, gönlüme, yüreğime doğru bir nehir uzanıyor yüreğinden..suları serin ve berrak... her damlası susuz çöllere hayat verir misalii... Zamanı durdurmayı bilirmisin sevgili...Özledikçe, yaktıkça yüreğini hasretin... zamanı durdurmayı öğreniyorsun..
Gözlerde takılı kalıyorsun, saatlerce bir bakışla avutuyorsun kendini...
sonra sessizliğe bürünüyor yüreğin...olmak istediğin yerde olamamanın
acısıyla kıvranıyorsun... Çaresizcee..
O an..
Duyuyorsun...
Görüyorsun...
Özlüyorsun...
Susuyorsunnn
Yetinmeyi bilirmisin Sevgili...
Bir beyaz güvercinin gagasında yollanan öpücükle başlayan aşkını....
kısacık zamanları sonsuzmuşcasına yaşamayı...
sana ait olduğunu bilsende... her an yanında olamamanın deriiiinn ve dayanılmaz acısıyla yaşamayı...
her ayrılık saati geldiğinde gözyaşlarını inci tanesi misali saklayarak yaşamayıı...
Biliyorsun...
Hissediyorsunn...
Yanıyorsunnn..
İsyan ediyorsunnn...
Ama yetiniyorsunnn
Alinti.
17/9/2009 ·
Bir acı denizinde kayboldu umutlarım
Ağlarım dalgalardan görülmez gözyaşlarım
Bir boşluğa asılmış kanayan fotoğrafın
Gecelerde çırpınır ebruli kanatların
Nerde masallarım o masum hayallerim
Ben ne zaman büyüdüm anne, kirlendi ellerim
Nerde sevinçlerim o bahar gülüşlerim
Ben ne zaman güz oldum anne döküldü çiçeklerim
Küçücük bir ümit sür solan gözbebeğime
Daldan kopan yaprak gibi yalnızım yalnız anne
Bir masal kuşu uçur üşüyen düşlerime
Kayboldum kör sokaklarda gel de bul beni anne...
Niran Unsal.
7/9/2009 ·
Bu dünyada yetmese bile
Bu sevda;
bu yagmur,
bu günes,
bu dünyada durdukca,
her ölümden sonra,
bu topraktan,sevdamizla,
elele
ayni kökte
ayni dalda iki ayri karanfil
tekrar dogacagiz.
07.02.2009, Herrenberg.
------------------------------
Birakta gögsünde Öleyim.
madem baharda cicege,
yazda meyva`ya durmadik,
son bir gayret,
dayan
son bir adim
ac kollarin
koy basim gögsüne
sikica sar kollarin
sevgiyle
son nefeste
birakta gögsünde öleyim.
07.02.2009,Herrenberg.
7/9/2009 ·
Ben seni ellere ellere verdim
Sevdami yellere yellere verdim
Kizil karanfiller takiver gogsunde
Kizil karanfiller acsin gogsunde
Kizil karanfiller acsin beyaz teninde
Karanfiller acsin beyaz teninde...
01/01/07
.........................................
Gunesi koparip dustuk yollara
Silahi kusanip ciktik daglara
Yar gelmedin ya
O hayin gecede fermanim yazdin...
7/9/2009 ·
ALISMAK
HEYACANA
CANANA
KANIMDA DOLASIR SESSIZ
HIC RAHATSIZ ETMEDEN
COK ZARIF SEVDIGIM
SACLARIN BAGI TAKILIR GECEME
KORKARIM
ELLRIM ELLERINE KELEPCELERIM
KACMASIN DIYE GECEMDEN
UYANIKKENDE ACAMAM GOZLERIMI
SEVDIGIM
SACI BAGLIM
UMUDA BAGLANDIK ISTE
AMANSIZ? SONSUZ
SUSARIZ KIMSELER DUYMAYA
SEVDIGIM
HER GECE USULCA SOKULUR YANIMA
BENI UYANDIRMADAN
DUSUM OLUR
HER GECEDEN SABAHA...
19-09-2009 - stutgart
« Önceki ::